Sevgili dostlar — bugün sıkça duyulan bir soruya birlikte eğileceğiz: “Şâfiî mezhebi Kürt mü?” Bu soruyla yola çıkarak, hem tarihî verileri hem toplumsal dinamikleri bir araya getirip, insan hikâyeleriyle renklendirilmiş bir anlatı sunmak istiyorum. Hazırsanız başlayalım.
Şâfiî Mezhebi Nedir? Kısa Bir Hatırlatma
İmam-ı Şâfiî tarafından 8. yüzyılda kurulan Şâfiî mezhebi, İslam’ın dört ana Sünni fıkıh (hukuk) ekolünden biridir. ([Vikipedi][1]) Şâfiîlik, Kur’an, Sünnet, icmâ (âlimlerin/ümmetin görüş birliği) ve kıyâs (benzetme/analoji) prensipleriyle şekillenen usûlî bir sistem üzerine kuruludur. ([Institut Al-dirassa][2]) Mezhebin adı, kurucusunun soyadından gelir; dolayısıyla Kur’an’da ya da etnik kimlikte bir doğrudan bağlantı yoktur.
Tarih içinde Mezhep; başta Mekke, Medine, Bağdat, Mısır olmak üzere İslam dünyasının merkezi şehirlerinde tartışılmış, şekillenmiş ve talebeleri aracılığıyla nesilden nesile aktarılmıştır. ([themuslimfaculty.org][3])
“Şâfiî = Kürt” Denklemi Nereden Geliyor?
Şâfiî mezhebinin coğrafi yayılımı ile etnik dağılım – tarihsel olarak – birbirine denk düşmüş pek çok yerde. Özellikle Kürdistan coğrafyasında Şâfiî mezhebine bağlı toplulukların yoğun olması, bu “denklem”in ortaya çıkmasında etkili olmuş. ([Açık Erişim Dergileri Dizini][4])
Örneğin, bir akademik makalede Kürdistan ve çevresindeki bölgelerin “neredeyse tamamının başlangıcından itibaren Şâfiî fıkhına tabi olduğu” vurgulanıyor. ([Açık Erişim Dergileri Dizini][4]) Bu yayılım sadece coğrafi değil, toplumsal direniş, kültürel kimlik ve siyasi baskılara rağmen sürmüş. Aynı zamanda, Osmanlı gibi farklı devletlerin hâkimiyeti altındaki dönemlerde bile – mezhep değiştirme baskılarına rağmen – Şâfiîlik Kürtler arasında varlığını korumuş. ([Açık Erişim Dergileri Dizini][4])
Ünlü Kürt âlimlerden örnekler de var: mesela Abd al-Karīm al-Barzanjī, Kurdi bir aşiretten gelen ve 18. yüzyılda Medine’de Şâfiî müftüsü olarak görev yapmış bir din âlimidir. ([Vikipedi][5]) Bu tür örnekler, “Şâfiî mezhebine bağlı Kürt bireylerin” tarih boyunca var olduğunu gösteriyor.
Ancak “Şâfiî Mezhebi = Kürt’tür” demek Neden Yanlış?
Etnik kimlik ile mezhep kimliği birbirinden farklı kavramlardır. Mezhep, inanç ve fıkıh usûlü seçimini; etnik kimlik ise soy, dil, kültür ve toplumsal aidiyeti ifade eder.
Şâfiî mezhebi, köken olarak Arap coğrafyasında doğmuştur; kurucusu İmam-ı Şâfiî Arap kökenlidir. ([themuslimfaculty.org][3])
Mezhepsel yayılım, coğrafi ve kültürel etkenlerle şekillenir: Kürdistan, Somali, Endonezya, Arap yarımadası, Doğu Afrika gibi çok çeşitli bölgelerde hem Kürt hem Kürt dışı topluluklar Şâfiî olabilir. ([islamawareness.net][6])
Türkiye özelinde bile — mezhep haritasında — Şâfiî olanlar yoğun olsa da, Kürt olmayan Şâfiîler de vardır; aynı zamanda Kürt kimliğini taşıyan ve farklı mezheplere bağlı bireyler de vardır.
Bu yüzden “Şâfiî mezhebi Kürt mezhebidir” demek hem tarihsel hem bilimsel olarak hatalı olur; doğru olan: “Şâfiîlik, Kürtler arasında yaygın bir mezheptir” demektir.
İnsan Hikâyeleriyle: Mezhep ve Kimlik Nasıl İç İçe Geçiyor?
Diyelim ki Diyarbakır’ın kırsal bir köyünde yaşayan bir aile… Dedeleri Osmanlı döneminden beri Şâfiî usûlüne bağlı. Zamanla şehir merkezine taşınmışlar, ama hem Kürt kimliklerini hem de Şâfiî fıkhını korumuşlar. Namazda, oruçta, zekâtta geleneksel uygulamaları sürdürmüşler.
Öte yandan, şehirde okuyan, modern eğitim almış, Kürt kimliğini önemli gören gençler — mezhep tercihleri konusunda daha esnek olabiliyor. Bazıları Hanefî/Hanbelî/Modernist yorumlara yönelebiliyor. Bu çeşitlilik, mezhep ile etnisite arasındaki bağın zamana ve mekâna göre evrildiğini gösteriyor.
Belki de şehirde yaşayan üçüncü nesil bu: Kürt ama mezhep seçimini coğrafi etki, kitaplar, çevre, okul arkadaşları ile şekillendiriyor. Bu da bize: mezhep kimliğinin, etnik kimlikten ayrı düşünülebilecek dinamik bir yapı olduğunu hatırlatıyor.
Sonuç: Şâfiî Mezhebi Bir “Kürt Mezhebi” Değildir — Ama Kürtler Arasında Yoğun Olarak Temsil Edilir
Eğer sorarsanız: hayır — Şâfiî mezhebi bir etnik kimlik değil, bir fıkıh geleneğidir. Onu Arap, Kürt, Türk, Endonezyalı, Somali’li… pek çok farklı milletten insan benimseyebilir.
Ama tarih, coğrafya ve toplumsal dinamiklerin kesiştiği Kürdistan’da Şâfiî mezhebinin yaygınlığı, bu mezhebin Kürt kimliği ile ilişkili görünmesine sebep olmuş; bir “meşhur eşleşme” hâline gelmiş. Bu sebeple, “Kürt” denince zihinde “Şâfiî” gelmesi o kadar da şaşırtıcı değil.
Şimdi sizinle merak ediyorum:
Sizce mezhep kimliği — etnik kimlik kadar güçlü bir aidiyet biçimi midir?
Bir topluluk, mezhep tercihiyle kendini nasıl tanımlar?
“Kürt kimliği + Şâfiî mezhebi” gibi güçlü bir eşleşme sizce bugün de korunuyor mu, yoksa çeşitleniyor mu?
Yorumlarda buluşalım, bu sohbeti birlikte zenginleştirelim.
[1]: “Şâfiîlik – Vikipedi”
[2]: “Shafi’i Madhab: History and Principles – Al-dirassa”
[3]: “6. The Madhhab of Imam ash-Shafi’i – The Muslim Faculty”
[4]: “Historical link of Kurds with Shafi’i jurisprudence – DOAJ”
[5]: “Al-Barzanjī”
[6]: “An Introduction to Shafi’i Madhhab – Islam Awareness”