Görevsizlik Kararında Görevli Mahkeme Gösterilir mi?
Kayseri’nin dar sokaklarında, yıllardır alıştığım ama bir o kadar da yabancı hissettiren bir ritmi var. Sokaklar her zaman aynıydı, ama günler… Günler her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor, biraz daha karamsarlaşıyor. Bugün de öyle bir gündü. Hava, alıştığımız Kayseri kışına benzemiyordu; soğuk, sanki bir yerden daha derin, daha içten bir şekilde geliyordu. Aklımda bir soru var, o kadar kafa karıştırıcı ki, her yanımda yankılanıyor: “Görevsizlik kararında görevli mahkeme gösterilir mi?” Ne garip bir soru, ne garip bir durum.
Bir Karar Anı
Saatler sabaha yakın bir zamana kayarken, ben hâlâ bilgisayarımın ekranına odaklanmıştım. Bir dosya, birkaç sayfa, birkaç cümle… Ama her biri bir labirent gibi. Kayseri’deki küçük bir avukatlık bürosunda çalışırken, bu tür teknik meselelerle sıkça karşılaşıyordum. Ancak bu defa, yazacağım şeyin, beni kişisel olarak ne kadar etkilediğini anlamam biraz zaman aldı. Başka bir meslektaşım, sabah ofise gelmeden önce bana bir dosya bırakmıştı. Görevsizlik kararıyla ilgiliydi, ama bu kararın nasıl bir yansıması olduğunu daha önce hiç düşünmemiştim. Görevsizlik kararında görevli mahkeme gösterilir mi?
Ve işte bu soruyla yüzleşirken, bir an için geçmişe, eski bir dava anıma gittim. O zamanlar daha çok yeniydim, heyecanlıydım, her şey yeni bir deneyim gibiydi. Ama bugün… bugünün ruhu başka.
Kayseri’de Bir Yargılama Anı
Düşüncelerim bir an dalıp gitmişken, ofisteki o eski sandalye çığırtısı beni uyandırdı. Saat geceyi devirmişti, ve bir anda o eski dava, kaybettiğimiz bir dava anı aklıma geldi. O gün, mahkemede yaşadıklarımı hiç unutamam. Anlatamayacağım kadar karmaşık duygular vardı. Mahkemeye giderken, içimden bir şey “bugün olmayacak” diyordu. Ve haklıydı. Olmadı. O gün, ne hakimin ne de diğerlerinin gözlerinde adalet vardı. Sadece soğuk bir kayıtsızlık vardı.
Bir dosya vardı masamda, adı “Görevsizlik Kararı” idi. Herkes, bunun anlamını bildiğini düşünüyordu. Ama ben? Ben bilmiyordum. “Görevsizlik”… Duyduğumda, o günki mahkemede yaşadığım hayal kırıklığını yeniden hissettim. Bu sözcük, sanki her şeyi baştan sona yok ediyordu. Mahkemeler de böyle değil miydi? Bir karar, ya her şeyi değiştirir, ya da her şeyin anlamını kaybettirir. Görevsizlik kararı… Bu karar, bir şeyin sona erdiğini belirtse de, derinlerde başka bir şeyin başlangıcını da haber veriyordu. Ama asıl mesele, “görevli mahkeme”ydi.
Görevsizlik ve Sorgulamalar
Bir gövde, bir çerçeve, ama bir kayıp. Görevsizlik kararını yazarken, içinde bulunduğum karmaşanın ne kadar dağınık olduğunu fark ettim. Görevli mahkeme, sanki bir yerlerde bekliyor, o kararı bekliyor. Ama bu durumda, bir yere kadar karar verilebilir. O kadar basit değildi. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, her şey belirsizdi. O mahkeme yerinde kim olduğunu kimse bilemezdi. Yalnızca duvarlar vardı. Kimse duvarları nasıl hissettiğimi anlayamazdı.
Ve işte o noktada bir şey fark ettim: her şeyin, bu kadar insanı saran duygusal bir boşluk yaratarak düzelmesi gerekiyordu. Görevsizlik kararında görevli mahkeme gösterilebilir miydi? Gösterilseydi ne olurdu? Ne olacaktı? Bu soruları sormak, aslında soruyu biraz daha geçiştiriyor gibi hissettirdi. Ne kadar odaklanmaya çalıştıysam, bir o kadar kayboluyor gibiydim.
Bir Görevsizlik Kararından Daha Fazlası
Bir dosyayı kapatıp, kafamı masama dayadım. Ne kadar dağılmıştım! O kadar aklım karışmıştı ki, her şeyin ortasında kendimi bulamıyordum. Bazen hayat öyle bir şey oluyor ki, beklenmedik anlar içinde kayboluyoruz. O an ne yapmam gerektiğini bilemiyorum, çünkü hangi yolda olduğumu bilmiyorum. Ne kadar çabalasam da her şey bir labirente dönüşüyor. Görevsizlik kararı, sanki buna en yakın örnekti. Bazen doğru bir karar almak, başka bir kararın önünü açar; ama bazen de o karar, bir noktada her şeyin anlamını kaybettirir.
Mahkemede savunma yapan biri olarak hep bu sorulara takılıp kalmıştım: “Doğru karar mı verdik? Ne zaman doğru karar verilecek? Kim buna karar verecek?” Bir o kadar da ne kadar umutlu olduğumu, ama sonra o umudun eriyip gitmesini hissettim. Görevsizlik kararları, belki de bu yüzden o kadar zorlayıcıydı; çünkü her bir karar, başka bir yol açarken, bir yolun da kapanmasına neden oluyordu.
Sonuç ve Düşünceler
Bir süre sonra kararımı verdim. Görevsizlik kararında görevli mahkeme gösterilirse, evet, elbette gösterilmeliydi. Ama bu kararın, sadece teknik değil, duygusal bir ağırlığı da vardı. Görevsizlik, sadece hukuki bir son değil, aynı zamanda bir yolculuğun sonuydu. O zaman fark ettim ki, hayatımızdaki pek çok karar da bu şekilde, bir yere varmadığı zaman yeniden başlamak zorunda kalıyoruz. Görevsizlik kararını yazarken, içimde bir rahatlama duydum. Bu, nihayetinde bir başlangıçtı. Her şeyin ötesinde, bu kararı kabul etmek, bu kadar zorlayıcı olmasına rağmen, bana yeni bir özgürlük sunuyordu. Görevsizlik… belki de bazen, bir yolculuğa çıkabilmek için durmamız gerekiyordu.