İçeriğe geç

Çaldıran Savaşı neden oldu ?

Çaldıran Savaşı: ‘Kızlar, bu savaş neden oldu?’ dediklerinde… Erkekler: ‘Bence toprak, strateji, ekonomik çıkarlar…’ diyerek haritaya bakıyor. Kadınlar ise: ‘Ya bir de biraz empati kursak? İki liderin birbirine yaranma çabası, bir kırgınlık, bir yanlış anlaşılma…’ diyor. Peki, gerçekten bu kadar kolay mıydı? Gelin, 1514’teki Çaldıran Savaşı’na farklı bir bakış açısıyla yaklaşalım ve hep birlikte gülümseyerek bir döneme ışık tutalım!

Çaldıran Savaşı’nın Sebepleri: Strateji mi, Empati mi?

Hikayemiz 16. yüzyılda başlıyor. Osmanlı İmparatorluğu, o dönemin en güçlü devleti. Fakat, her büyük imparatorluğun etrafında birkaç “savaşçı” devlet de var. Yani, Osmanlı’nın etrafı rakiplerle dolu ve bu rakiplerden biri de Safevîler. Osmanlı ve Safevîler arasında uzun süredir gergin bir ilişki var. Ama Çaldıran’a gelmeden önce, biraz ilişki terapisti edasıyla konuyu ele alalım.

Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim, Safevî hükümdarı Şah İsmail’in boyunu aşan bir tehdit gördü. Ama, hani bazen insan birinin gözlerine bakar ve “Bugün kısmetim değil, ama ertesi gün yıkacağım!” der ya, Yavuz Sultan Selim de öyle bir şeyler hissetmiş olacak ki, Safevîler’e karşı ciddi bir askeri strateji yapmaya karar verdi.

Stratejik Yaklaşım:

Yavuz Sultan Selim, aslında bir nevi “rakip analizi” yapmıştı. Şah İsmail’in Safevîler’inin, güneydeki Mısır topraklarına göz dikmesi, Osmanlı’nın elindeki topraklara da zarar verebilir düşüncesiyle harekete geçti. Bir nevi topraklarını korumak adına bir savaş açma kararı aldı. Erkekler desek ki: “Toprak, kardeşim! Toprak!” İşte tam o noktada Yavuz’un stratejik hamlesi ortaya çıkıyor.

Empati Yaklaşımı:

Ama gelin, şimdi biraz da kadın bakış açısıyla durumu değerlendirelim. Belki de bu kadar gerilim, kişisel bir kırgınlık, bir tür “ahde vefa” meselesiydi. Şah İsmail’in Osmanlı’nın egemenliğine karşı direnişi, belki de Osmanlı’nın kendi egosunu zedeleyen bir hareketti. Ya da belki de Safevîler ile Osmanlı arasında sürüp giden bir ‘kim kiminle evlenecek’ tartışması, bir yanlış anlaşılma yüzünden patlak verdi. “Selim, sen niye bizimle konuşmuyorsun?!” “Ben de sana hemen açıklayayım!” derken birden savaş çıktı… Kim bilir, belki de basit bir konuşma işi çözüp tüm Çaldıran’ı engellerdi!

Çaldıran’da Ne Oldu?

Çaldıran Savaşı, esasen Yavuz Sultan Selim’in bu toprak mücadelesine son noktayı koyması için bir fırsattı. Selim, Safevîler’i Çaldıran’da yıkıp, Şah İsmail’in hayallerine veda ettirdi. Geriye, Osmanlı’nın büyüklüğü ve Safevîler’in uğradığı yenilgi kaldı. Ama, belki de asıl önemli olan şu: Yavuz, sadece askeri zafer kazanmakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Doğu’daki üstünlüğünü pekiştirdi.

Erkekler şöyle diyor: “Askeri zafer ve strateji, bir zaferin temelidir.” Kadınlar ise diyor ki: “Belki de asıl zafer, anlayışlı olmakta yatıyordur, kim bilir?”

Çaldıran’dan Sonra Neler Oldu?

Savaşın ardından Osmanlı, Safevîler karşısında büyük bir zafer kazandı. Ancak, her savaş sonrası olduğu gibi bu zafer de pek çok soruyu beraberinde getirdi. Gerçekten de toprak kazanmanın ötesinde, bu zafer, Osmanlı’nın egemenliğini ve gücünü artırdı mı? Birçok tarihçi, Çaldıran’ın sadece bir savaş değil, aynı zamanda siyasi bir oyun olduğunu söylüyor. Yavuz Sultan Selim, Safevîler karşısında kazandığı zaferle sadece toprağını korumakla kalmadı, aynı zamanda bir tür ‘savaşçı lider’ imajı da yaratmış oldu. Kısacası, Çaldıran Savaşı sadece askerî değil, psikolojik bir zaferdi.

Peki, Gerçekten Neden Oldu?

Bütün bu hikâyeyi düşünüp soralım: Çaldıran Savaşı sadece bir toprak savaşı mıydı, yoksa aslında kişiler arasındaki bir anlayış eksikliğinden mi kaynaklanıyordu? Belki de, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasında yapılan yanlış bir yorum ya da duyarsızlık, iki halkı yıllarca sürecek bir savaşa sürükledi.

Yani bir yanda strateji ve güç gösterisi, diğer yanda belki de küçük bir empati ile çözülebilecek bir mesele vardı. Savaşın arkasında sadece ‘toprak’ değil, güç ve liderlik gösterisi de vardı.

Çaldıran’ı Bugün Anlasak?

Bugün Çaldıran’ı anlamak belki de bugünün ilişkilerinde, iş dünyasında veya siyasetteki çatışmalarla benzerlikler taşıyor. Küçük bir yanlış anlaşılma, büyük çatışmalara yol açabiliyor. Peki sizce bu savaş daha empatik bir yaklaşımla çözülebilir miydi? Yoksa liderlerin büyüklüğü her zaman savaştan geçmek mi zorunda?

Hadi, siz de düşüncelerinizi bizimle paylaşın! Yavuz ve İsmail arasında yaşanan bu ilginç savaşı bugünün dünyasında nasıl çözerdiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni adresivdcasino girişbetexper günceltulipbet güncel giriş