Image
Image
Image
Benim içimde bir merak — insan davranışlarının ardındaki düşünce ve duygu süreçlerini, topluluk dinamiklerini anlamaya dair bir merak — beni şu günlerde SALT Galata’da yer alan güncel sergilere yönlendirdi. Özellikle 2025 sonbaharından itibaren SALT Galata’da sergilenen Dark World festivaline dair gözlemlerim ve zihnimde uyandırdıkları üzerine kafa yorarken, bu yazıda sergiyi psikolojik bir mercekten — bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarıyla — incelemek istiyorum. Okuyucuya da bu süreçte kendi içsel deneyimlerini, algılarını sorgulama daveti yapacağım.
Dark World Sergisi: Ne, Niçin?
SALT Galata’nın 23 Temmuz – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında açık olan “Dark World” sergisi; sanatçılar Mike Bode ve Caner Yalçın’ın ortak çalışması. Sergi; video enstalasyonları, arşiv materyalleri ve senaryo araştırmasıyla 1950’ler Türkiye’sinde geçen toplumsal, kültürel ve politik dönüşümlere odaklanıyor. ([LİFE ART SANAT][1])
Bu bağlamda “Dark World” yalnızca bir sanat deneyimi değil; geçmişle bugün arasında köprü kuran, kolektif hafızayı kışkırtan bir psikolojik alan da arıyor gibiydi. Peki bizi — bireyleri ve toplumu — bu sergi nasıl etkiliyor?
Bilişsel Tepkiler: Algı, Bellek, Çerçeveleme
Serginin bilişsel yükü ve anlam arayışı
Sergiyi gezerken, zihnim çok katmanlı bir yorum işine girdi. Arşivlerden gelen fotoğraflar, metinler, video enstalasyonlar: hepsi bir “anlam albümü” oluşturuyor. Bu durum, bilişsel psikolojide bilinen “çerçeveleme” (framing) etkisini uyandırıyor — yani bir olaya ya da anıya hangi bağlamda yaklaşıldığınız, neyi fark edip neyi görmezden geldiğiniz büyük ölçüde yönlendiriyor. Özellikle geçmişe dair kolektif hafızayla çalışmak, izleyici olarak benim önceki bilgim, önyargılarım, hatıralarım ne olursa olsun, çerçeveyi yeniden kurmamı gerektiriyor.
Bilişsel psikoloji araştırmaları, hafızanın sabit değil, yeniden inşa edilen bir süreç olduğunu vurguluyor. Özellikle yeniden yorumlama ya da yeniden hatırlama anlarında hafızanın değişebileceğini gösteren meta-analizler var. Bu sergi, tam da bu dönüşüm anlarından birini kasıtlı olarak kurguluyor olabilir: geçmiş, bugünkü gözlükle yeniden okunuyor.
Çelişkili anlam üretimi ve bilişsel disonans
Ancak bu yeniden okuma her zaman rahat değil. Ziyaretçiler — benim gibi — hem “öğrenme”, hem “yargılama”, hem “empati kurma” gibi bilişsel taleplerle karşılaşıyor. Bu bazen içsel bir çatışma yaratıyor: “O dönemin insanları böyle düşünüyordu, ama biz bugün buradaysak — bu ne kadar adil/ gerçekçi?” Sanki geçmişin gerçekliği ile bugünün değerleri arasında bir bilişsel disonans doğuyor.
Psikolojide bilişsel disonans, bireyin tutumları, inançları ya da davranışları arasında uyumsuzluk yaşadığında ortaya çıkan rahatsızlık hâlidir. Sergi, bu rahatsızlığı bilinçli olarak çağırıyor olabilir — izleyiciyi konfor alanından çıkararak yeni düşünceler, yeni sorular üretmeye yönlendiriyor.
Duygusal Boyut: Empati, Nostaji, Sorgulama
Geçmişle kurulan duygusal bağ ve empati çağrısı
“Dark World” ziyareti sırasında, yalnızca görsel değil duygusal olarak da etkilendim. İlk olarak bir tür nostalji dalgası hissettim; geçmişin kolektif bir hatırası olarak belleklerde yer alan ama belki de unuttuğumuz hikâyeleri yeniden hatırladım. Bu hatırlama bir empati kapısı araladı — hem bireysel, hem toplumsal.
Duygusal psikoloji çalışmalarında empati, sadece karşıdaki bireyin duygularını anlama değil; o duygular üzerinden kendini yeniden konumlandırabilme yeteneğini içerir. Sergi bu kapıyı aralıyor: izleyiciyi sadece izleyici bırakmıyor, deneyimin bir ortağı hâline getiriyor. Çünkü hem birey, hem kolektif geçmişe dair yük hissediyor; bazen gurur, bazen suçluluk, bazen merak, bazen de belirsizlik…
Duygusal zekâ ve içsel sorgulama
Bu süreç, benim duygusal zekâme davet gibiydi. Duygularımı fark etmek, adlandırmak, onlarla yüzleşmek… Ve sonra — belki — onları yeniden düzenlemek. Özellikle geçmişin travmaları, kayıpları, ideallerini göz önüne koyduğunda; bugünkü benliğimizle kurduğumuz zihinsel ve duygusal diyaloğu düşündüm.
Psikolojik literatürde; sanatsal deneyimlerin duygusal zekâyı geliştirdiğine dair bulgular var. Sanat, bizi duygularımızla buluşturuyor, bazen onları tanımamıza, bazen de dönüştürmemize neden oluyor. “Dark World” bu potansiyeli taşıyordu.
Sosyal Etkileşim ve Kolektif Bellek
Toplumsal kimlik, bellek ve paylaşım alanı
Sergi sadece bireysel bir deneyim değil; toplumsal bir iletişim alanı da oluşturuyor. SALT Galata — mimarisi, konumu, arşivi, kütüphanesi ve etkinlik programıyla — bu tür deneyimler için ideal bir platform. Katılımcılarla aynı mekânda bulunmak, aynı zamanda geçmişi topluca hatırlamak, kolektif bir hafıza üretmek demek. ([Istanbul Tourist Information][2])
Sosyal psikoloji literatürü, kolektif bellek ve kimlik konusunda gösteriyor ki; insanlar, geçmişi yeniden keşfederken hem bireysel hem grup kimliklerini güçlendiriyor — ya da sorguluyor. Bu sorgulama, ortak değerleri ve çatışmaları görünür kılıyor. Böyle bir sergi, bireyleri kendi tarihleriyle, toplulukları kendi kolektif geçmişleriyle yüzleştiriyor.
İzleyici-dinleyici döngüsü: Katılım, yorum, etki
Ayrıca serginin paralelinde düzenlenen konuşma, sunum ve arşiv programları — örneğin araştırma fonları projeleri — bu etkileşimi derinleştiriyor. ([Habertürk][3]) Bu, yalnız sanat eserini “tüketmek” değil; üzerine düşünmek, tartışmak, üzerine konuşmak anlamına geliyor. Sosyal etkileşim böylece, sanat + geçmiş + bugünün bilinçli deneyimini üretme sürecine dönüşüyor.
Bu bağlamda izleyici‑katılımcı ayrımı bulanıklaşıyor: her biri hem anı hatırlıyor hem yorum sunuyor; hem geçmişle bağ kuruyor hem bugüne dair yeni sorular üretiyor.
Çelişkiler, Sorgulamalar, Açık Uçlu Sorular
Sergi bana yalnızca sorular sormadı; geçmişin, hafızanın, kimliğin doğası üzerine — hem bireysel hem toplumsal — derin bir sorgulama alanı açtı. Ve psikolojik araştırmaların da gösterdiği gibi, bu tür süreçler genellikle belirsizlik, çelişki ve içsel çatışma barındırıyor.
Mesela:
– Bellek neden zamanla değişiyor? Hangi anılar kolektif bellekte kalıyor, hangileri siliniyor?
– Empati kurduğumuz geçmiş, aslında bizim bugünkü değerlerimizle ne kadar örtüşüyor? Bu örtüşme ya da uyumsuzluk, kimliğimizi nasıl dönüştürüyor?
– Sanat aracılığıyla geçmişle kurulan bu bağ — birey ve topluluk üzerinde nasıl bir değişim yaratıyor? Bu değişim ne kadar sürdürülebilir?
– Kolektif hafıza paylaşımı, toplumsal bir uzlaşı mı yaratır — yoksa yeni çatışmaları mı tetikler?
Bu sorulara dair psikoloji literatğinde net, evrensel yanıtlar yok. Çünkü bellek, kimlik, duygu gibi kavramlar hem bireysel hem toplumsal, hem sabit hem akışkan. Meta-analizler, sanat ve kültürün empatiyi, sosyal bağları, eleştirel düşünceyi beslediğini söylüyor; ama bu etkiler kişiden kişiye, topluluktan topluluğa değişiyor.
Ben bu sergiyi gezerken fark ettim ki, tek “doğru” bir okuma yok. Her izleyici — kendi deneyimi, ön bilgisi, duyguları, sosyal konumu ile — “Dark World”e farklı giriyor ve farklı çıkıyor. Bu bana, hatıraların, kimliklerin ve kolektif belleğin ne kadar kırılgan, ne kadar esnek olduğunu gösterdi.
Okuyucuya Davet: İçsel Deneyimlerinizi Sorgulayın
Eğer bir gün SALT Galata’da “Dark World”ü gezerseniz — ya da benzer bir sergi — kendinize sorun:
– Bu mekânda ne hissediyorum? Duygularım mı ağır basıyor, yoksa sadece zihinsel bir merak mı?
– Serginin çağrısı: geçmişi hatırlamak mı, yeniden düşünmek mi, yoksa yeniden yazmak mı?
– Bu deneyim beni, kendi tarihime, kimliğime, aidiyetime dair ne sorgulamaya zorluyor?
– Ve en önemlisi: Bu duygu ve düşünceler yalnız benimle mi kalacak, yoksa paylaşmak, konuşmak, tartışmak istiyor muyum?
Sonuç — Kültürel Mekânlarda Psikolojik Deneyim
SALT Galata gibi mekânlar, yalnızca sanat sergileri sunmuyor. Onlar aynı zamanda bellek, kimlik, toplumsal bağ ve değişim üzerine birer laboratuvar — hem kolektif hem bireysel. “Dark World” gibi sergiler, bu laboratuvarın kapılarını aralıyor.
Bilişsel anlamda çerçevelerimizi yeniden düzenliyor; duygusal düzeyde empati, nostalji, merak, bazen de huzursuzluk uyandırıyor; sosyal bağlamda ise geçmişle bugün arasında bir diyalog oluşturuyor.
Bu yazıda sadece benim gözlemlerimi, zihnimin kıvrımlarını paylaştım. Asıl önemli olan sizin ne hissettiğiniz, ne düşündüğünüz. Belki bir gün sizin de salon çıkışındaki adımınız, yalnız bir ziyaret değil — yeni sorular, içsel yolculuklar ve paylaşım davetiyesidir.
[1]: “SALT GALATA’da “Karanlık Dünya” Sergisi! – LİFE ART SANAT”
[2]: “SALT Galata – Istanbul Tourist Information”
[3]: “Salt’ın 2025 yılı programları açıklandı – Habertürk”