İçeriğe geç

Lâiklik ilk kim yaptı ?

Lâiklik İlk Kim Yaptı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

Lâiklik, devletin din işlerinden bağımsızlığını savunan bir ilke olarak, sadece tarihi bir dönüşüm değil, toplumsal değişimin temel taşlarından birisidir. Bugün birçok toplumda vazgeçilmez bir ilke olarak kabul edilse de, başlangıçta pek çok farklı etken ve düşünsel arka plandan beslenen bir kavramdır. Ancak, bu ilkelerin hayata geçirilmesi ve toplumsal yapıyı etkilemesi, özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle iç içe gelişmiştir. Peki, lâiklik ilk kim tarafından yapıldı? Bu soruya sadece tarihsel bir bakışla mı yaklaşmalıyız, yoksa bu dönüşümün toplumsal cinsiyet ve adalet açısından nasıl şekillendiğini de göz önünde bulundurmalı mıyız?

Lâiklik ve Toplumsal Cinsiyet: Devrimin Kadınlar Üzerindeki Etkisi

Lâikliğin benimsenmesi, genellikle devletin dini normlardan ayrılması ve toplumda dini çeşitliliğin kabul edilmesi olarak görülür. Ancak, bu dönüşümün kadınlar üzerindeki etkisi çoğu zaman göz ardı edilir. Tarihte, özellikle Batı’da, lâikliğin en büyük savunucusu olarak kabul edilen Fransız Devrimi’nin ardından kadınlar önemli bir değişim sürecine girdi. Ancak bu değişim, bazen devrimci ideallerin gerisinde kalmış, bazen de sınıfsal ve cinsiyet temelli engellerle karşılaşmıştır. Fransız Devrimi’nin bir sonucu olarak, kadınların eğitimine ve kamu yaşamına katılımına yönelik değişim, laikliğin bir yansımasıydı. Bu, kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer edinmesinin kapısını aralamıştı, ama bu süreç o kadar da kolay olmamıştı.

Fransız Devrimi’nin “eşitlik” ve “özgürlük” gibi ilkelerinin, tüm toplumsal kesimler için geçerli olduğu söylenmişti. Ancak, kadınların bu ilkelerden faydalanabilmesi için uzun yıllar geçmesi gerekti. Kadınlar, dinin toplumsal yapıyı şekillendirdiği toplumlarda, kendilerini özgür hissetmekte zorlanıyorlardı. Lâiklik, kadınların dinin baskılarından uzak durmalarına ve toplumda daha bağımsız bir rol üstlenmelerine olanak sağladı. Kadınların eğitim ve çalışma hayatındaki yerini genişleten, hatta onların eşit haklar için mücadele etmelerini teşvik eden bu dönüşüm, ancak laiklikle mümkün olabildi.

Erkek Perspektifi: Çözüm ve Sosyal Adaletin Anahtarı

Erkekler, özellikle toplumsal ve politik yapıları daha analitik bir şekilde değerlendiren kesimlerden biri olarak, lâikliğin çözüm odaklı yanlarına yoğunlaşır. Lâiklik, erkeklerin daha fazla eşitlik talep etmeleri ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığını azaltmaları açısından önemli bir adım olarak görülmüştür. Laiklik, dini inançların devlet ve toplumsal yaşam üzerinde etkili olmaması gerektiğini savunurken, aynı zamanda bireylerin eşit haklara sahip olmasını garanti eder. Bu, sadece kadınlar için değil, tüm toplumsal kesimler için adaletin sağlanmasında önemli bir adımdır.

Özellikle toplumların çok kültürlü ve çok inançlı yapıları göz önüne alındığında, lâiklik, insanların inançlarını serbestçe ifade edebileceği bir ortam yaratır. Bu özgürlük, erkeklerin de toplumsal baskılardan bağımsız bir şekilde hayatlarını şekillendirmelerini sağlar. Lâiklik, sadece devletin dini kurallarla yönetilmesini engellemekle kalmaz, aynı zamanda sosyal eşitsizlikleri ortadan kaldırma yönünde de etkili bir araçtır. Dinî ve kültürel çeşitliliği göz önünde bulundurmak, toplumsal eşitliği destekler ve adaletin sağlanmasında önemli bir yer tutar.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Lâikliğin Evrensel Rolü

Lâiklik, sadece bir devlet politikası değil, aynı zamanda sosyal adaletin temellerini atmada da kritik bir rol oynar. Farklı inançlara sahip insanların barış içinde bir arada yaşamalarını sağlar. Çeşitli inanç ve kimliklerin bir arada yaşaması, sosyal uyumu ve toplumsal huzuru destekler. Laiklik, sadece dinin toplumsal yaşama etkisini sınırlandırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumdaki her bireyin eşit haklara sahip olmasını sağlar. Bu, kadınların, etnik grupların, dini azınlıkların ve diğer marjinalleşmiş toplulukların toplum içinde daha görünür olmalarına yardımcı olur.

Laik bir toplumda, bireyler kendi inançlarını özgürce seçebilir ve bu, toplumsal çeşitliliği teşvik eder. Çeşitli kültürel ve dini kimlikler arasındaki uyum, yalnızca yasalarla değil, toplumsal yapıyla da sağlanabilir. Laiklik, farklılıkların kabulü ve toplumsal adaletin sağlanmasında, devlete ve topluma eşitlikçi bir bakış açısı sunar.

Sonuç ve Düşünmeye Davet

Lâiklik, bireylerin özgürlüklerini güvence altına alırken, toplumsal cinsiyet eşitliğini, çeşitliliği ve sosyal adaleti de teşvik eder. Hem kadınlar hem de erkekler için toplumsal hayatta daha eşit bir düzenin kurulması, laikliğin benimsenmesiyle mümkün hale gelmiştir. Bu dönüşüm, sadece bir tarihi olay değil, aynı zamanda gelecekteki toplumsal yapıyı şekillendirecek bir ilke olarak hayatımıza etki etmektedir.

Peki, sizce lâiklik ilkelerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliğe etkisi nasıl şekilleniyor? Lâikliğin sosyal adaletin sağlanmasında oynadığı rolü nasıl değerlendiriyorsunuz? Fikirlerinizi ve deneyimlerinizi yorumlarda paylaşarak bu konuyu hep birlikte derinleştirebiliriz!

6 Yorum

  1. Çelik Çelik

    Atatürk’e göre “Din bir vicdan meselesidir” dine saygı, inanan kişinin haklarına saygının bir sonucudur. Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir (1930). Bütün dinlere rahatça yaşama hakkı vermek demek. Her devlet her dine özgürce yaşama hakkı verir demek laiklik. 18 Kas 2024 Laiklik tanımı nedir.? Bir kişi “ben laikim” derse İslamda ki hükmü …

    • admin admin

      Çelik!

      Sevgili dostum, katkılarınız yazının kapsamını genişletti ve daha çok yönlü bir içeriğe kavuşmasına imkân verdi.

  2. Elifnaz Elifnaz

    Hukuk devrimi ve çağdaş hukuk düzeninin oluşturulması Atatürk Devrimleri’nin temel taşı olan Laiklik Devrimi, 1924’te hilafetin ilgası ve Şer’iye ve Evkaf Vekâleti’nin kapatılması ile başlatıldı. Karşıt görüşler: Hayrettin Karaman’a göre İslam hiçbir şekilde laiklik ile bağdaşmaz .

    • admin admin

      Elifnaz! Katkılarınız sayesinde çalışmaya yeni bir perspektif eklendi, bu da yazıyı zenginleştirdi.

  3. Sarsılmaz Sarsılmaz

    Lâiklik, Osmanlı döneminde Ziya Gökalp ‘in Lâ-dinî (dinsel olmayan), Ahmet İzzet Paşa’nın la-ruhbanî ve Ubeydullah Efendi’nin iş hükümeti deyişleri ile açıklanmaya çalışılmış olup bir süre kullanılan lâyisizm deyişi yerini tümüyle lâiklik terimine bırakmıştır. Laiklik din ve devlet ilişkisini düzenleyen hukuksal-siyasal bir ilke ve sistem olarak Fransa ‘da ortaya çıkmıştır.

    • admin admin

      Sarsılmaz!

      Görüşleriniz, makalenin gelişim sürecine doğrudan etki etti, desteğiniz için teşekkür ederim.

admin için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni adresivdcasino girişbetexper günceltulipbet güncel giriş