Ya Kuddüs ya Şafi ne demek?
Bir Anlık Duruş ve İçsel Bir Yolculuk
Kayseri’de güneşin o sıcak ve yumuşak ışıkları günün sonunda sanki seni sarıp sarmalıyormuş gibi hissediyorum. Bazen öyle bir an gelir ki, gündelik telaşlardan kaçmak istersin. İşte o anlardan birinde, bir arkadaşımın paylaştığı bir yazı gözümün önüne geldi. Sadece bir kelimeydi, ama anlamı beni derinden sarmıştı: “Ya Kuddüs ya Şafi”.
O An Anladım: Kuddüs ve Şafi’nin Beni Bulduğu An
O sabah kaybolmuş gibi hissettim. Hayatımda her şeyin bir şekilde kötüye gittiğini, sanki yolumun nereye gittiğini bilmediğimi düşündüm. Ama o yazı, o kelimeler… Sanki bir şeyler bana doğru geliyordu. “Ya Kuddüs ya Şafi” diye okumaya başladım. “Ya Kuddüs” dediğinde, ilk aklıma gelen şey temizlenmek, saflaşmaktı. Kuddüs, saflığın ve arınmanın sembolüydü. Ama bu, sadece dışarıdaki temizlik değil; içimdeki o karanlık noktaları da temizleme arzusuydu. İçimdeki hüsranı bir kenara bırakıp, saf olma isteği… Birdenbire içimde huzur buldum.
İşte tam o anda, çok derinden bir ses geldi: “Şafi…” O an, bir şeyin beni iyileştirme gücüne sahip olduğunu hissettim. Şafi, şifadır, iyileştirmedir. Bazen sadece bedenen değil, ruhsal olarak da iyileşmeye ihtiyaç duyduğumuzu anlamak çok zordur. Ama o an, her şeyin bir anlamı olduğunu fark ettim. Bunu sadece bir kelimeyle tanımlayabileceğimi düşünüyorum: Umut.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Hayat bazen seni köşeye sıkıştırır. O kadar karanlık hissedersin ki, kimse sana bir ışık yakacak gibi gelmez. O sabah, tüm düşüncelerim bana sadece karamsarlık sunuyordu. İnsan bazen kendi içindeki karanlıkla başa çıkamadığında, dışarıdaki dünyayı suçlamak kolay oluyor. Ama işte, “Ya Kuddüs ya Şafi” derken, bir şeyler değişmeye başladı.
Kuddüs, içimdeki karanlıkla yüzleşme gücünü bulmama yardımcı oldu. Saflaşmam gerekiyordu, önce kalbimi arındırarak. Bunu yapmadan, iyileşmenin mümkün olmayacağını düşündüm. Ve sonra, Şafi’yi hissettim. İyileşmek… Her şeyin başıydı. Bedenim değil sadece, ruhum da iyileşmeye ihtiyaç duyuyordu. Tüm bu hayal kırıklıklarının, kayıpların ve depresyonların beni bir yere götürebileceğini fark ettim.
İçsel Yolculuğum: Şafi’nin Beni Sarılışı
Bir hafta geçti. O yazıyı her gördüğümde, içimdeki sesin biraz daha yumuşadığını fark ettim. İçsel bir yolculuğa çıkmış gibiydim. Kuddüs’ün beni arındırma isteğiyle başlamak, Şafi’nin iyileştirici gücüyle bitmek… Bu iki kelime, içimde bir huzur bırakıyordu. Bir sabah, sabah namazından sonra derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapadım. O an kalbimde çok derin bir rahatlama hissettim. İyileşiyordum. Hem içsel hem de ruhsal olarak.
Şafi’nin şifası, bazen sadece bedensel hastalıklarla değil, ruhsal kırgınlıklarla da ilgilidir. İnsan, kendisini affetmeden, ruhsal bir iyileşme yaşayamaz. Bu iyileşme, hayatın her anına dokunan bir şeydi. Sadece kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derin bir his vardı içimde.
Bir İyileşme Süreci
Bazen iyileşmek, ne kadar zor ve karmaşık görünse de, basit bir karar anıdır. O an, kendine şans vermek, geçmişinle yüzleşmek ve tüm acıyı bırakmak… Ve sonunda içindeki şifayı bulmak. Kayseri’nin sıcak yaz akşamında, o yazı bana sadece bir kelime sunmamıştı. Hayal kırıklığından iyileşmeye, karanlıktan saf olmanın gücüne kadar uzanan bir yolculuk sunmuştu.
Herkesin hayatında “Ya Kuddüs ya Şafi” gibi anlar vardır. Bir karar anı… O anı gördüğünde, bir adım atman gerek. Arınmak ve iyileşmek için cesur olmak. Bu kelimeler, sadece bir anlam değil; bir yaşam biçimiydi. Eğer bir şey seni iyileştirecekse, o şey ya saflık ya da şifa olacaktır.
Ve şimdi, düşündüğümde, ne kadar zor olursa olsun, her şeyin bir yolu olduğunu fark ediyorum. Kuddüs’ün saflığı ve Şafi’nin şifası, içimde bir bütünlük oluşturuyor. Zihnimin ve ruhumun yeniden doğuşu, bu kelimelerin gücüyle başladı.
Gün sonunda, her şeyin yeniden başlamak için bir fırsat sunduğunu anlayarak uyandım. Hayat, bazen hiç beklemediğimiz bir anda, “Ya Kuddüs ya Şafi” gibi bir ışıkla karşımıza çıkar. Bunu hissettiğinde, artık geri dönüş yoktur.